Anemi ya da halk arasındaki deyimiyle kansızlık, ülkemizde süt çocuklarında, genç kızlarda ve hamilelerde sık görülen bir problem.
12 Şubat NTV’nin "Sağlık Raporu" programına konuk olan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Burhan Ferhanoğlu, yaşam kalitesini azaltan birçok sağlık sorununa da zemin oluşturan kansızlık sorunu ve tedavisi ile ilgili
bilgiler verdi.
Anemi ya da halk arasındaki deyimiyle kansızlık, ülkemizde süt çocuklarında, genç kızlarda ve hamilelerde sık görülen bir problem.
Yaşam kalitesini azaltan birçok sağlık sorununa da zemin oluşturan kansızlık problemi hakkında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hematoloji
Bilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Doktor Burhan Ferhanoğlu bizlere şu bilgileri verdi:
Prof. Dr. Ferhanoğlu, sağlıklı bir insanda normal kan değerlerinin nasıl olmalısı gerektiğini şöyle açıkladı: “Sağlıklı insanda normal
değerlerden söz ederken yaşı, ırkı ve cinsiyeti gözönüne alarak bilgi vermek gerekir. Bu anlamda Türkiye’de Edirne ve İzmir’de yapılmış
iki çalışmanın sonuçlarını ben burada vermek istiyorum. Edirne’de Muzaffer Demir ve İzmir’den de Yeşim Aydınoğlu çalışmalarında...
Örneğin Edirne Bölgesinde 0-14 yaş grubunun ortalama hemoglobin değeri 11.8 artı eksi 1 gibi, 15-44 yaş grubunda bu 12 grama ve 45 yaş
üstü grupta da 12.5 grama çıkmakta kadınlar için. Erkekler için ise 0-14 yaş grubunda 11,9 gram gibi bir ortalama değer, 15-44 yaş
grubunda 13,9 gibi bir ortalama değer ve 45 yaş üstünde de 13,45 gibi bir ortalama değer elde ediyoruz. İzmir Bölgesinin ortalama
hemoglobin değerleri kadınlar için 13,8 artı eksi 0,8 gibi, erkekler için de 14,8 artı eksi 0,8... Bunu yorumlayacak olursak, İzmir
Bölgesi genel Avrupa normlarına uyuyor. Edirne Bölgesinde ise özellikle kadınlarda 0,5 gramlık bir düşük değer dikkatimizi çekiyor.
Türkiye ortalaması açısından bence dikkate alınması gereken bir değer.”
Prof. Dr. Ferhanoğlu, Avrupa değerlerini ise şöyle tanımladı: “Erkek için 13,5-16 gram hemoglobin değerleri, kadın için 11,5-14,5
gram hemoglobin değerleri normal olarak kabul edilebilir.”
Türkiye'de Görülme Sıklığı
İki bölgeyi, İzmir ve Edirne’yi kıyaslayan Prof. Dr. Ferhanoğlu, Türkiye geneli için bir değerlendirme yaparak, bu değerlerin altında
görülme sıklığını şöyle açıkladı: “Ortalama bir değer vermek gerekirse, Türkiye’nin en sık rastlanan problemlerinden biri. Yüzde 40
gibi bir ortalama değer vermek lazım. Çeşitli çalışmalarda yüzde 5 ile yüzde 60 arasında orana rastlamak lazım. Cerrah Paşa Tıp
Fakültesi’nde sağlıklı hemşirelik öğrencilerinin yüzünü taradığınızda bunlarda kansızlık oranı yüzde 40 olarak dikkatimizi çekmiştir.
Hakikaten üzerinde durulması gereken bir konu. Ve bu anlamda da genel topluma verilmesi gereken çok önemli mesajlar var.”
Risk Faktörleri
Prof. Dr. Ferhanoğlu, zemin hazırlayan başlıca faktörler konusunda ise şu bilgileri verdi: “Bir kere cinsiyet... Kadın bu konuda daha
şansız. Kansızlığın kadında görülme sıklığı 5-10 kat daha fazla. Bunun nedenlerini hep birlikte düşünebiliyoruz. Bir; kadında demir
depolarının az olması. İki; aylık kayıplar.. Üç; doğumla, bir kere bebeğine demirinden bir kısmını vermesi hamilelik döneminde, artı
doğumla olan kayıpları da dikkate alırsak kadınlarda kansızlığın niye bu kadar yüksek oranlara vardığını izah etmek mümkün olacak.”
Kadınların, yüzde 20-30 kadar demir depoları açısından şansız olduğunu belirten Prof. Dr. Ferhanoğlu, “artı buna aylık kayıplar ve
hamilelik dönemindeki kayıpları da ekleyecek olursak, bu da 5-10 kat daha fazla kansızlık görülme durumunu ortaya koyuyor” dedi..
Çocuklar
Yapılan araştırmalarda, Türkiye’de anne sütüyle beslenme başlangıçta yüksek ama düzenli beslenme, altı ay süreyle besleme oranı çok
düşük. Prof. Dr. Ferhanoğlu, kansızlığı çocuklar açısından değerlendirdi: “Beslenme bir faktör. Anne sütü ve inek sütü demir oranı
aslında eşit. Ancak anne sütündeki demir çok daha iyi.. Bu anne sütüyle emilenlerdeki kansızlık oranının daha düşük olmasına yol
açıyor. Artı bu beslenmeye zamanı geldiğinde demir içeren gıdaların da yani etli gıdaların da altıncı aydan sonra eklenmesi çok önemli.
Yahut gerekiyorsa demir takviyesinin yapılması çok önemli. Özellikle erken düşük doğum tartılı bebekler ve erken doğan bebekler çok
hızlı bir büyüme seyri gösterecekleri için, o büyümeye kan tablosu yahut demir içeriği yeterli olmayacaktır. Onlarda kansızlığın olma
olasılığı çok daha yüksek ve onlara mutlaka belirli ölçüde demir takviyesi yapmak gerekir.”
"Kansızlık Bir Sonuç"
Kansızlığın, hangi hastalıkların habercisi olacağına dair Prof. Dr. Ferhanoğlu, şunları söyledi: “Organizma öylesine dengeli
çalışmakta ki, organizmadaki herhangi bir problem aslında bir ölçüde kansızlığa yolaçabilmekte. Yani kansızlık bir sonuç aslında.
Bir hormonal bozukluk kan tablosunu etkileyebilmekte. Böbrek bozukluğu kan tablosunu etkileyebilmekte, karaciğer hastalığı kan
tablosunu etkileyebilmekte, bir tüberküloz kan tablosunu etkileyebilmekte. Vücutta mevcut gizli bir kanser kansızlık şeklinde
karşımıza çıkabilmekte. Yani aşağı yukarı şu söylenebilir; kansızlığın altında basit veya komplike çok çeşitli nedenler olabilir.”
Belirtileri
Doğumsal olarak insanın erişkinlik yaşına kadar gelebilen bir problem olan kansızlığın belirtileri konusunda ise Prof. Dr. Ferhanoğlu,
şu bilgileri verdi: “Şimdi belirtilerinden söz ederken kansızlık çok kısa sürede ortaya çıkmışsa bunun belirtileri çok daha abartılı
olacaktır. Doğumdan bu yana kansızlıkla karşılaşan birinin bunu kompanse etmesi çok daha kolay ve çok daha az şikayetle karşımıza
çıkacaktır. Yani ciddi bir kansızlığı olmasına rağmen çok belirgin bir şikayeti olmayabilecektir. Bunun dışında yaş çok önemli bir
faktör. Genç yaşlar daha iyi tolare edecektir, ileri yaşlar daha zor tolare edecektir kansızlığı. Kansızlığın taklit etmeyeceği bir
bulgu yoktur diye düşünüyorum. Örneğin huzursuzluk, sinirlilik, gerginlik, baş ağrısı, yorgunluk, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs
ağrıları ileri yaş grubunda.. Yürürken yürümeyi engelleyen ağrılar, bacak ağrıları... Yani çok çeşitli problemlerle karşımıza çıkacak.
Zaten mantığına da baktığımızda, oksijenin vücudun belirli bölgelerine yeterince ulaşamaması diye tanımlayacak olursak kansızlığın
yarattığı sorunu, çok çeşitli organlara ait şikayetlerle karşımıza hastanın gelebileceğini kabul etmek gerekir.” Prof. Dr. Ferhanoğlu,
baş ağrısı, sinirlilik, isteksizlik şeklinde şikayetlerle de psikiyatriye gidilebildiğini belirtti.
Aylık Kanamalar da Kansızlık Nedeni
Aylık kanamalar da kansızlık problemini gündeme getirdiğini belirten Prof. Dr. Ferhanoğlu, kadınların aylık normalde olması gereken
kan kaybıyla, kansızlığa yol açabilir denilen kan kaybı arasındaki farkı şöyle açıkladı:
“Tabii her kadın belirli bir yaştan sonra belirli bir süre kanar. Aslında direk karşı karşıya gelip kanamasının ne kadar olduğunu
sorduğumuzda, çoğu kadın bunu normal olarak ifade eder. Çünkü kıyaslayabileceği bir örneği yoktur. Beş günü geçen adet kanamaları
ve çok aşırı sızmalara yol açacak kanama, normalden fazla kanama olarak algılanmalı, bir de mutlaka bir kadın doğum uzmanıyla
görüşülüp, nedeninin bulunup tedavi edilmesi gerekir.”
Prof. Dr. Ferhanoğlu, şöyle devam etti: “Kansızlık tanısı konulan erkeklerde beslenme ile ilgili öneriler sunmadan önce kansızlığın
neye bağlı olduğunu bilmek gerek. Eğer bir erkek ve demir eksikliğine bağlı bir kansızlığı varsa yine aynı şeye dönüyoruz. Eksikliğin
neden olduğunun tespiti gerekiyor. Özellikle erkek olduğu için altta yatan nedenin çok iyi aydınlanması ve tedavinin ona göre
yönlendirilmesi, beslenme alışkanlığının da ona göre tavsiye edilerek düzeltilmesi gerekiyor. Yani nedeni bulunmayan kansızlık henüz
çözülmüş kansızlık anlamına gelmiyor.”
Erkeklerdeki Nedenler
Kadınlarda erkeklere oranla 5-10 kat fazla olan kansızlık sorunu ile ilgili olarak erkeklerdeki kansızlık probleminin altında yatan
nedenler hakkında Prof. Dr. Ferhanoğlu, şunları söyledi: “Kadınlarda çoğunlukla jinekolojik kanamalar, adet düzensizlikleri önemli
bir neden olduğu için çok rahatlıkla ve kolaylıkla düzeltilebilir bu neden. Halbuki erkekte de kansızlık söz konusuysa, kansızlığın
demir eksikliğiyle ilişkisi, öyle bir fizyolojik olayın abartılması da söz konusu olmadığına göre, midenin, bağırsağın ülserleri,
midenin bağırsağın polipleri, kanserleri dikkate alınmalı. Ve kaybın nedeni her kansızlıkta olduğu gibi çok iyi belirlenmeli. Diğer
taraftan kansızlık tedavi edilirken, örneğin demir eksikliği varsa, demir eksikliği tedavi edilirken, diğer taraftan demir eksikliğine
yol açan ana nedene ulaşılmalı ve o nedenin tedavisi yapılmalıdır. Bu anlamda da örneğin kolon tümörleri, polipler, ileri yaş grupta
küçük damar genişlemeleri dediğimiz olayları çok net ortaya koyup onların tedavisi söz konusu olmadıkça uzayan ve hatta geciken
tedavilerle karşı karşıya kalabiliriz.”
Beslenme
Kansızlık problemi saptanmış kişilerin beslenmesinde dikkat etmesi gereken noktaları Prof. Dr. Ferhanoğlu, şöyle açıklıyor: “Öncelikle
kansızlık probleminin neye bağlı olduğunu bilmek lazım. Eğer kansızlık demir eksikliğine bağlıysa, demir eksikliğini beslemenin temeli
hayvani gıdaların artırılmasıdır, kırmızı et ve etli gıdaların artırılmasıdır. Bitkisel gıdalarda demir yok mudur? Bitkisel gıdalarda
da tabiki demir vardır. Ama bitkisel gıdalardaki demirin emilimi çok daha güçtür. O anlamda eğer altta yatan neden bir demir
eksikliğiyse kırmızı et ve hayvani gıdaların artırılması önerilir.”
Türkiye’nin bir numaralı ölüm nedenleri kalp hastalıkları. Kolesterol nedeniyle insanların kırmızı etten giderek kaçarak, daha az
tükettiğini ve buna bağlı olarak kansızlık problemini yaşayanlarada sık rastlandığını dile getiren Prof. Dr. Ferhanoğlu, şöyle devam
etti: “Örneğin kalp hastası olduğu için yıllarca et yememiş ve zaten jinekolojik kanamalarla veyahut çeşitli kayıpları olan kadınlarda,
kalp yetersizliğinin sonucu ortaya çıkmış demir eksikliğine bağlı derin kanamalar görmek bu dönemde çok mümkün.”
Bölgesel yeme alışkanlıklarının da kansızlığa bir artı getirisi olduğuna değinen Prof. Dr. Ferhanoğlu, şunları söyledi: “Bölgesel
faktörlerin kansızlıkta rol oynadığı mutlak bir şekilde söz konusu. Örneğin beslenmeyi dikkate aldığımızda, çay içimi fazla olduğu
bölgelerde belki bir ölçüde çayın emilimi etkilemesi nedeniyle bir kansızlıktan söz etmek mümkün. Et tüketiminin fazla olduğu
yörelerde kansızlık daha az görülecek. Tam tersi bitki ve sebze üretimi ağırlıklı olan yörelerde veyahut vejeteryan alışkanlığı olan
kişilerde kansızlık çok daha yüksek oranda görülebilecektir.”
Prof. Dr. Ferhanoğlu, çocukluk dönemindeki değişik alışkanlıklarla ilgili olarak şöyle devam etti: “Avrupa tıbbına Türkler tarafından
nerdeyse tanıtılmış bir konudur. Anadolu’da çeşitli kesimlerde toprak yemek, kil yemek, kireç yemek, aşırı buz yeme türünden sapmış
iştah dediğimiz bir durum söz konusu olabilir ve böyle bir alışkanlık birlikte demir emilimini etkilediği için demik eksikliğinin çok
sık görülmesine yol açabilir.”
Şişman insanlarda da demir eksikliği görülebildiğini belirten Prof. Dr. Ferhanoğlu, “kalorisi fazla gıda ile beslenme kansızlığı
tamamiyle ortadan kaldırıyor anlamına gelmez, şişmanlar da aşağı yukarı eşit düzeyde diğer grupla kansızlıkla karşılaşma olasılığına
sahip” dedi.
Kalıtımsal mı?
Kalıtımsal ve kalıtımsal olmayan çok çeşitli kansızlık nedenleri olduğunu belirten Prof. Dr. Ferhanoğlu, konu ile ilgili söyle devam
etti: “Annesinin kansız olması o ihtimali de akla getirmektedir. Dolayısıyla kansızlığı yapan nedenin belirlenmesi, kalıtımsalsa ona
göre bir tedavi programı çizilmesi uygun olur.”
Kansızlıkla Ortaya Çıkan Lösemi
Kansızlıkla ortaya çıkan löseminin oranı ile ilgili olarak ise Prof. Dr. Ferhanoğlu, şu bilgileri verdi: “Kansızlıkla karşımıza gelen
hasta grubunun en büyük oranını bir kere demir eksikliği gibi tedavisi gayet mümkün basit nedenler. İkinci grubu kanamalarla ortaya
çıkan kansızlıklar. Üçüncü grubu knotik bir hastalığın yarattığı kansızlıklar. Dördüncü grubu kan yıkımının hızlandığı gruplar yer
alıyor. Dolayısıyla burada lösemileri en son sıraya, en küçük olasılık içine koymak gerekir. Çünkü Türkiye’de her kansız kişide "lösemi
mi oldum?" fobisi vardır. Halbuki burada lösemi çok küçük bir oranı içerir. Dolayısıyla kansız olan böyle korku içinde olması
gerekmiyor diye düşünüyorum.”
Cilt Üzerindeki Yansıması
Kansızlığın cilt üzerindeki yansıması ile ilgili olarak Prof. Dr. Ferhanoğlu, şunları söyledi: “Bir kere objektif kansızlık
bulgularına bakmak lazım. Yani cildin soluk olması bir araştırmaya başlamak için yeterli bir adımdır ama yeterli bir veri değildir.
Soluk görünür, kan değerleri tamamiyle normal sınırlarda sağlıklı insanlar vardır. Bu cildin kalınlığı, damarın nereden geçtiği,
cildin kanlanmasıyla ilgili bir olay diye görmek lazım. Bunun dışında ciltte ne gibi değişiklikler yapıyor? Örneğin deride bazı
değişiklikler yapan kansızlıklar var. Vitamin eksikliğinde düzleşmiş bir dil görüyoruz... Pütürlerin kaybolduğu bir dil görüyoruz.
Dudak kenarlarında küçük çatlaklar demik eksiklenmesinde görülebilir. Yutma güçlüğü şeklinde çok derin kansızlık da demir eksikliğinde
bir bulgu ortaya çıkabilir. Bunun dışında kansızlığı yapan ana neden bir başka cilt problemine yol açabilir. Örneğin troid hormonları
yeterince salınmayan birinde karşımıza kansızlıkla geldiğinde cildinin kuru, pullanmış olduğunu da görebiliyoruz. Dolayısıyla çok
dikkatli bir muayene, kansızlığı yapan nedenin çok net olarak ortaya konulması ve tedavinin de bu bilgiler ışığında yönlendirilmesi
gerekir.”
Yaşlı İnsanlarda Kansızlık Daha Çok
Yaşlı insanlarda kansızlığın daha çok görülmesi ile ilgili olarak Prof. Dr. Ferhanoğlu, nedenleri şöyle açıkladı: “Yaşlılarda önemli
bir problem kemik erimeleri... Ve yaşlı grupta çok sıklıkla biz aspirin kullanma, romatizmal ilaç kullanımı ve onların yarattığı mide
ve bağırsaktan gizli kayıpları görüyoruz. Bunu ben o yaş grubunda hem mide bağırsaktan kanamalar yahut küçük damar çatlamaları
nedeniyle kanamalar, bir diğer neden tabiki gizli küçük olasılıkla da olsa tümörlerin varlığı kansızlık nedenleri arasında yer almalı.
Özellikle sınırsız romatizmal ilaç kullanımı kesilmeli. Neden bulunmalı ve tedavi ona göre yönlendirilmeli.”
Akdeniz Anemisi
Prof. Dr. Ferhanoğlu, Türkiye için önemli bir problem olan, Akdeniz Anemisi hakkında bilgiler verdi: “Türkiye’de Akdeniz Anemisi
taşıyıcılığı yüzde 2.5-3 oranında önemli bir problem. Ancak demir eksikliğine bağlı Akdeniz Anemisi olmaz. Ya hasta Akdeniz Anemisi
taşıyıcısıdır, ya demir eksikliğidir, yahut nadiren çok kan kaybediyorsa ikisi birlikte kombine söz konusudur. Eğer Akdeniz Anemisi
taşıyıcısıysa ciddi bir sorun da oluşmayacaktır. Burada kortizonun katkısı ne olabilir? Kortizon mide bağırsağındaki kan kaybını biraz
artırabilir, belki onun yarattığı bir kan kaybıyla birlikte demir eksikliği ve Akdeniz Anemisi taşıyıcılığı söz konusu olabilir.”
Tanı
Basit bir kan tahlili ile tanı konulabilen kansızlığın, tanı koyma yöntemlerini, kansızlık değerlerini Prof. Dr. Ferhanoğlu, şöyle
açıkladı: “Bir kere basit bir kan sayımı. Kansız mıyız değil miyiz, bunun netleşmesi için şart. Hemoglobin düzeyi kadın için 11.5
gramın altındaysa kansız. Erkek için 13.5 gramın altındaysa yine kansızlık var diyebiliyoruz, bunun netleşmesi önemli. Çoğu hasta
kansız zannederek geliyor, değerlerine bakıyorsunuz hiçbir kansızlıkla ilgili bir sorunun olmadığı da anlaşılıyor. Kansız, o halde ne
tür kansız? Tabi bundan sonrası bir konunun uzmanının... Öyle ip uçları var ki, o ipuçlarını dikkatlice gözden geçirmek bir anda 30-40
nedenden 3-5 nedene düşürebiliyor kansızlık sebebini. Dolayısıyla biz tüm nedenleri değil, o nedenlere yönelek yolumuza devam ederiz.
Sonra alınacak bir damla kanın yayılması 3-5 dakika içinde bir mikroskop altında değerlendirilmesi, belki 10-15 gün yapılacak
tetkiklerden çok daha fazla bilgi verebiliyor bize. Bu bilgiler ışığında ikinci basamak tetkikleri isteyip kesin nedeni ortaya
çıkarmak ve tedavisini de ona göre yönlendirmek doğru olacaktır.”
Demir Hapları
Tedavide kullanılan demir hapları ile ilgili olarak Prof. Dr. Ferhanoğlu, şu noktalara değindi: “Demir eksikliği tanısı konulmuş bir
hastada demir tedavisi yapılmalı. Malesef yanlışlıkla hala Akdeniz Anemisi’ni demir eksikliğiyle tedavi edilmesi söz konusu.
Dolayısıyla anemide birinci koşul, anemiyi yapan nedenin çok net ortaya konulmasıdır. İkinci basamak; eğer demir eksikliği anemisiyse
hastada, bir taraftan demir tedavisine başlarken, ikinci ve çok önemli bir neden; demir eksikliğinin neden ortaya çıktığıdır. Beslenme
sorunuysa iyi bir şeyle beslenmenin düzeltilmesi. Mide bağırsaktan kayıp söz konusuysa, bunun bulunup ortadan kaldırılması...
Jinekolojik kayıpsa, bir jinekoloji uzmanıyla birlikte problemin çözülmesi. İyi bir tedavi ve tekrarlamayan bir tedavi için şart.”
Önlemler
Yüksek düzeydeyken halk sağlığını koruyacak bazı önlemler alınıp, yüzde 40’lara ulaşan kansızlık oranın geri çekilmesinin mümkün olup
olmadığını, Türkiye’nin böyle bir yolu deneyip denemediğini Prof. Dr. Ferhanoğlu, şöyle açıkladı: “Dünyada kansızlık oranlarını burada
çok kısa özetlemek gerekirse, örneğin İsrail’de kadınlarda kansızlık oranı yüzde 29, erkeklerde yüzde 14, hamilelerde yüzde 47.
Hindistan’da kadınlarda yüzde 35, erkeklerde yüzde 6, hamilelerde yüzde 56... Bakın bu oranların çok dışına çıkıyoruz. ABD’de
kadınlarda yüzde 6, erkeklerde yüzde 2.5, hamilelerde yüzde 25.. Gördüğünüz gibi diğer ülkelerle çok belirgin bir fark söz konusu
Amerika’da. Bunun önemli bir nedeni, unun demirden zenginleştirilmesidir. Tabi bu başlı başına üzerinde durulması gereken bir konu.
Türkiye’de bu yapılabilir mi? Bir taraftan yüzde 2-3 civarı bir Akdeniz Anemisi taşıyıcımız var ve biz onlarda demir önermiyoruz hiçbir
şekilde fazla demir alımını önermiyoruz. Bir taraftan da yüzde 40’lara varan bir kansızlık sorunumuz var. Eğer risk taşıyıcılarımızı
iyi bir şekilde belirleyip bunları bir kenara ve aynı undan almamalarını tavsiye etmek koşuluyla unu uygun bir şekilde, tat ve
lezzetini de dikkate alarak, demirden zenginleştirecek olursak, tıpkı ABD’de, tıpkı İsveç’te yapıldığı gibi, kansızlık sorununu çok
büyük bir ihtimalle yüzde 5’lere çekmemiz mümkün olacaktır.”
|